| İSMAİL CEYLAN / TALİBAN İÇİN DÖNÜM NOKTASI |
|
Afganistan’daki direnişçileri iş
ve para vaadiyle savaştan vazgeçirme politikası işe yaramayacağa
benziyor.
Pakistan’ın Quetta şehri yakınlarındaki
bir medresedeyiz. Duvarları çamurdan yapılmış ve ısıtma sistemi
olmayan bir odada (muhtemelen yatakhane) 4 öğrenci, sınırın öteki
tarafındaki savaş ve ABD’nin Taliban üyelerine para ve iş sağlayarak
onları amaçlarından vazgeçirme planı hakkında konuşuyorlar.
Kandahar bölgesinden olan 21 yaşındaki
Taliban savaşçısı Muhammed Salim Akhund bu planın tutmayacağını
ifade ederek “Kardeşlerimden biri ve 10 yakın akrabam cihadda şehit
oldu, para için teslim olmak veya düşmana herhangi bir taviz vermek
şehidlerimize karşı bir onursuzluktur” diyor.
Muhammed’in sınıf arkadaşı Cemaleddin
ise “Eğer kendinizi cihada adamışsanız dağlar kadar para teklif
edilse de vazgeçmezsiniz. Yaşlı ve hasta bir adam gibi evde battaniye
altında ölmek yerine cihad ederek ölmek istiyorum” diyor. Cemaleddin
18 yaşında ve 4 öğrenci arasında sadece o Afganistan’da savaşmamış.
Yaklaşık 2 ay sonra dini eğitimi tamamlanacak ve sonrasında o da
savaşa katılmayı umuyor.
Bazı batılı yetkililere göre
Afganistan’daki savaş hemen hemen sona erdi. ABD’li generaller,
30.000 kişilik ekstra asker gücü, Londra’daki konferansta
kararlaştırılan
ve Taliban’dan ayrılmak isteyenlerin sivil hayata geçişi için
sağlanacak 500 milyon dolarlık fona büyük ümitler bağlamış durumdalar.
Özel delege Richard Holbrooke ve diğer ABD’li kıdemli yetkililere
göre Afganistan’daki direnişçilerin %70’i para veya yerel maddi
amaçlar için savaşmaktadırlar. Dolayısıyla dini amaçla savaşan
direnişçilerden ayrılmaları kolay olabilir. Bu noktada, direnişçiler
bölünürse, bölünmüş gruplardan bir çoğunun Afgan Başkanı
Hamid Karzai ile barış masasına oturabileceğini, böylece Taliban
Lideri Molla Muhammed Ömer gibi “uzlaşılamaz” kişilerin dışlanıp
zayıflatılacağı düşünülmektedir.
Pakistan hükümeti ise böyle bir
plan için yardıma hazır olduğunu söylüyor. Karzai ise, güç dağılımını
yeniden düzenlemek için Loya Jirga (Taliban dâhil, Afganistan’daki
tüm grup liderlerinin çağrıldığı büyük konsey toplantısı)
çağrısı yapıyor.
Tüm söylenenler kulağa hoş
geliyor ta ki direnişçilerin kendileri ile konuşana kadar. Son bir
kaç haftadır Newsweek, düzinelerce Taliban komutanı ve askerleriyle
görüştü. Bu görüşülenlerden hiç birisi, para veya güç dağılımından
pay alma gibi bir eğilim göstermedi. İstilacıları Afganistan’dan
çıkarıp, Molla Ömer’in başkanlığında İslami bir yönetim
kurmak ve Taliban’ın İslam anlayışını bölgede tekrar empoze
etmek gibi bir kutsal görevleri olduğunu ısrarla belirttiler. Daha
önce batılı medyaya hiç konuşmamış olan üst düzey bir Taliban
yöneticisi ise (adını vermek istemedi) “Bu direnişin para, toprak,
koltuk için değil İslam, ideoloji ve cihad için yapıldığını
birkaç ay içinde kanıtlayacağız. Direnişçilerin %70’inin para
için savaştığını ve satın alınabileceğini iddia ediyorsunuz,
bu oran %5 bile çıksa şanslı sayılırsınız” diyor.
Dini amacı bir yana bırakırsak,
direnişçileri motive eden bir diğer ciddi neden ise intikam hırsıdır.
Hemen hemen tüm Taliban savaşçıları Peştunlardan oluşuyor. Peştunlar
geleneklerine çok bağlılar ve bu gelenekler arasında göze göz
intikam önemli bir yer tutuyor. Newsweek’e konuşan Taliban
savaşçılarının
tamamına yakını, koalisyon güçleri tarafından öldürülen, hapsedilen
ve zulüm gören yakınlarının isimlerini ezbere sayıyorlar. En azından
birkaçının savaşma amacı, yakınlarına zarar verenlerden intikam
almak olabilir. Ayrıca, bir büyüğü (abisi, babası vb.) savaşırken
öldükten sonra silahlanıp onun yerine geçen birçok sivilden gururla
bahsediyorlar.
Savaşmaktan bıkmış olan bazı
savaşçılar ise silah bırakıp sivil hayata dönme konusunda pek
istekli değiller. Direnişçilerden ayrılanların kendi köyleri dahil
gidecek bir yeri yok. Ayrılmayı deneyenlerden öldürülenler
olmuş. Direnişçilerden ayrılanların geneli Kabil gibi büyük şehirlerde
başıboş dolaşıyorlar. Bir işleri ve gelecekleri yok ve hepsi savaşmayı
bıraktıkları için pişmanlar. Polis, evlerini ve hareketlerini sürekli
takip ediyor. Kabil’de yaşayan eski Taliban komutanları biraz daha
rahat bir hayat yaşasalar da onlar da sürekli gözetim altındalar.
Kapılarının önünde sürekli bir polis bekliyor ve eve gelen ziyaretçiler
bu polis tarafından kayıt altına alınıp giriş için onay almak
zorundalar.
Taliban üyesi olsun ya da olmasın
hiç bir Peştun için başkent Kabil evde oturulacak bir yer değil.
Yüzlerini örten geniş çarşaflarıyla hemen dikkatleri çeken bu
insanlar polislerce düzenli olarak taciz ediliyor, bazan oradan
geçenlerce
hakaret ediliyor.
Kabil’deki sosyal dönüşümü kabullenmek
Peştunlar için hiçte kolay olmadı. Halen sokakta burka giyen birkaç
kadın var. Ama çoğunluk başörtüsü, uzun elbiseler ve pardesü
giyiyor. Genç bir erkekle kadının beraber yürümesi, konuşması
hatta bazen birbirlerine dokunmaları artık olağandışı bir durum
değil. Bazı marketlerde bira, viski hatta domuz eti bile satılıyor.
Bütün bunlar Taliban’ın hiçbir
zaman resmi olarak ele geçiremediği fakat kurtarılmış bölge saydığı
Kabil’de yaşanıyor. Molla Ömer’in rejiminin yıkılmasından
sonra Kabil’in nüfusu 1,5 milyondan 4,5 milyona fırladı. Göçmenlerin
yarıya yakını ise kuzey ve güneydeki savaşlardan kaçan Peştunlardan
oluşuyor. Sayıları çok olmasına rağmen Peştunlar Kabil’de kullanılan
konuşma ve yazı dili açısından hemen hemen yok sayılmaktadırlar.
Kabil’deki resmi dil ise daha çok kuzey Afganistan’da konuşulan
Dari dili. Bütün sokak ve işyeri tabelaları, yerel radyo ve TV yayınları
Darice. Peştunca ise İngilizce ve Arapça gibi bir yabancı dil olarak
üniversitede öğretiliyor. Başkent sokaklarındaki çoğu polis ise
Taciklerden oluşuyor ve çok azı Peştunca biliyor. Taliban komutanları
ise, bu çarpıklığı değiştirmeyi hedeflediklerini söylüyorlar.
Taliban, kendi çıkarlarını
destekleyen durumlarda görüşmeye açık gibi görünüyor. Fidye
için kaçırılan siviller nedeniyle devletle ve ülkedeki diğer gruplarla
araları açık. Afgan hükümetinin şimdiye kadar barış görüşmesi
yaptığı gruplar eski direnişçileri içeriyor. Fakat bu grupların
Taliban üzerinde herhangi bir otoriteleri yok. Ayrıca bu grupların
ülke yönetimini ele geçirme gibi bir iddiaları da kalmamıştır,
kaldı ki bunu defalarca denediler ama başarısız oldular. Mücahid
gruplar, Sovyetlerle savaşılan 8 yıllık dönemde birlikte hareket
etmişlerdi. Şimdilerde ise bu birlik ABD’nin ülkeden çıkarılması
amacını gütmektedir. Direnişçilerin orta Afganistan bölgesel komutanı
olan Molla Shabir Nasır “gücümüzün sürekli arttığı bir dönemde
düşmanla görüşme yapmamız düşünülemez” diyor.
32 yaşında, uzun boylu, zayıf ve
uzun sakallı olan direnişçi Assad Khan, Newsweek muhabirinin,
barış görüşmeleri veya silah bırakma vb. konulardan bahsetmesine
ciddi şekilde sinirleniyor ve “yüzlerce arkadaşım öldürülmüşken
ve yüzlercesi de hapsedilmişken, barış görüşmeleri veya teslim
olmaktan nasıl bahsedersiniz? Üzerimize yağdırılan bombaların,
Kabil’in işkencelerinin, Guantanamo’daki zincirlerin veya Amerikan
dolarlarının bize üstün geleceğini mi düşünüyorsunuz?” diyor.
Bu sorunun cevabı önümüzdeki
birkaç ayda netleşecektir diye düşünüyoruz.
0 Yorum - Yorum Yaz
|