Ana Sayfa Hakkımızda Forum Dosyalar Foto Galeri Mesaj Panosu İletişim
Üye Girişi
Genç Birikim
 
 134. Sayı
 Son Sayı
 Yazarlar
 İktibaslar
 Videolar (8)
 Arşiv
 Linkler
Linkler
 
 ummetiz.biz
 vakit
 ilkav
 haksöz
 özgünduruş
 medeniyet
 radyodenge
 zeynepder
 muttaki
 haber7
Site Haritası
SABİHA ATEŞ ALPAT / “PEYGAMBER’E KARDEŞ OLMAK”

     Bir yolculuğun düşündürdükleri…

     Esasında tüm insanlık temelde kardeştirler, Âdem babamız ve Havva anamızdan dolayı. Bir de aynı ana ve babadan olma kardeşler vardır, bilindiği üzere…

     “Şüphesiz mü’minler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah’tan sakının ki size acısın.”(Hucurat:10) Düsturuyla Allah’ın ilahlığını, Hz .Muhammed (sav)’in önderliğini kabul edenleri de kardeş ilan etmiştir Allah Azze ve Celle….

     Asıl kardeşliğin bu olduğunu da bizler yine Kur’an, sünnet ve sahabe hayatından öğreniyoruz. Mesela Kur’an, Hz. Nuh’un oğlundan bahseder. Ve küfrü seçen oğlun, Nuh (as)’un ailesinden olmadığını beyan eder. Hud suresinde şöyle buyrulmuştur: “Nuh, Rabbine seslenerek dedi ki; "Ey Rabbim, oğlum ailemin bir bireyi idi, senin vaadin de gerçektir ve sen kesinlikle hüküm verenlerin en yerinde hüküm verenisin. Allah dedi ki; "Ey Nuh, o oğlun senin ailenden değildi. Çünkü o kötü işler yaptı. İçyüzünü bilmediğin bir şeyi yapmamı benden isteme. Sana cahillerden olmamanı öğütlerim. "(Hud:45–46). Uhud savaşında bu konuyla ilgili olarak yaşanmış birçok ibretlik olay vardır…

     Aynı  savaşta Musab bin Umeyr'in (r.a) öz kardeşi Ebu Aziz bin Umeyr esir düşer. Ensar’dan bir sahabenin onu bağladığını gördüğünde Musab bin Umeyr, onu bağlayan sahabeye, "Onu sıkıca bağla, çünkü annesi çok zengindir. Bu yüzden sana oldukça fazla miktarda fidye verir" der. Bunun üzerine kardeşi Ebu Aziz, "Kardeşim olmana rağmen nasıl böyle konuşursun" diye söylenir. Musab ise, "Şimdi sen benim kardeşim değilsin. Benim kardeşim, seni şu anda bağlayan kimsedir" diye cevap verir… Elbetteki bu örnekleri çoğaltmak mümkündür… İşte tam da bu bağlamda bizlerde sahabelerin ve Peygamberimizin (sav) kardeşleriyiz. Muhakkak ki kardeş olmak ispat ister, bedel ister, sorumluluk ister… Ayrıca yine Kur’an-ı Kerim Yusuf (as) Peygamberin kardeşlerinden bahseder. Yusuf Peygamberi kuyuya bırakmış ve babalarına yalan söyleyerek “Kurt kaptı” demişlerdi… Esasında bu kardeşler küfrü tercih eden kardeşler değildiler. Ahlâki zafiyetlerinin kurbanı olarak Yusuf (as)’u kuyuya bırakmışlardı, koruyup kollamaları gerekirken… Yine Kur’an-ı Kerim Musa (as)’nın kardeşinden bahseder. O’nun yolundaki mücadelede yardımcısı olan kardeşten.. Kavmini, kardeşi Harun’a (as) bırakıp, vahiy için Tur Dağına gitmişti. Döndüğünde kavmini başka ilahlar edinmiş olarak görünce, Harun (as)’un saçını tutmuş ve hesap sormuştu. Bu konuyu ayet şöyle anlatır: “Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi. (Araf Suresi,150)…”Beni arkamdan ne kötü temsil ettiniz!”…

     O’nun yaşadığı topraklarda olmanın sevinci bir yana, O’na kardeş olmanın ayrıcalığı ile birlikte, ağır sorumluluğunu da omuzlarınızda hissediyorsunuz. “Biz” diyorsunuz kendi kendinize nasıl bir kardeşiz? Hz. Yusuf’un (as) kardeşleri gibi, hangi dipsiz kuyulara terk ettik kardeşimizi? Sünnetlerini kendi ellerimizle hangi dağlara ve hangi kurtlara terk ettik? Birileri bize O’nun sünnetlerini hatırlatınca, kim bilir hangi bahanelerle, mazeret olmayan mazeretlerle “Şey, bu zamanda olmuyor, konumum gereği yapamıyorum vs.lerle “Kurt yedi” cevabını veriyoruz… İnsanların “Hacerül Esved” taşını öpebilmek için ettikleri mücadeleyi görünce, bir yandan içinizde acı hissediyorsunuz ve normal hayatta rahatlıkla terk edilen sünnetler geliyor aklınıza, insanların “Hacerül Esved” taşını öpme sünnetine cehtlerini görünce!

     Vahyin merkezinde, vahye yüreğinizin açılması için dua ediyor ve iz takibine başlıyorsunuz. Kardeş izi! Normal hayatta olması gereken bir takiptir bu takip! Ama yine de kardeşinizin bastığı yerleri görme arzusudur sizi yollara düşüren… Hıra Dağı! Okumaya çalışıyorsunuz Hıra Dağını!.. Ama kâinatı okumayı öğrenememiş olmanız dağı okumanıza engel oluyor… Oradan Sevr’e yol alıyorsunuz… Sevr’e tırmanırken iki kişinin konuşması çalıyor kulağınıza. Biri hamile ve dudakları çatlak çatlak olmuş hararetten. Diğerinin elinde su.

     —Bir yudum su, diyor biri, diğeri hıçkırıklara boğularak şişenin tamamını uzatıyor ve mırıldanıyor:

     —Allah’ım! Esma olup, O’na erzak taşıyamadım, şu suyu O’na taşımış gibi kabul etmez misin? Ne olur bıraktığı yerden davasını taşımak için bize güç ver!

     Oradan Arafat’a yol alıyorsunuz. Dağlar ve taşlarda hâlâ veda hutbesinin yankı sesleri var gibi.

     Mü'minler!

     “Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emanetler, Allah'ın kitabı Kur'an ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.”(Veda hutbesi) Emanetlerime sahip çıkın diyor… Sonra Musa Peygamber’in (as), Harun peygamber’e(as) emanet edip tur dağına, Rabbinden emirler almaya gittiği geliyor aklınıza. Ve hemen putlara tapan İsrail oğulları! Sonra görünen ve görünmeyen putlara saplanan insanlık! Peygamber izine uymayan “iz”lerin takibi! Namazsızlar, vahiysiz yaşayanlar canlanıyor gözünüzde. Aman Allah’ım, ya hesap günü başımızı tutup, ‘kardeşlerim’ dediği bizlere:

     -“Neden sahip çıkmadın emanetlerime ki, bu insanlık yolunu şaşırdı” Derse? Diye geçiyor aklınızdan. Siz bu düşüncelerle boğuşurken, imam Musa Peygamberin kıssasını ağlayarak okuyor kıldırdığı namazda…

     Biz diyorsunuz, biz ahir zaman kardeşleri yeniden vahye dönmek, yeniden tefekkür, tezekkür, tedebbür etmek durumundayız. Peygambere kardeş olmanın ayrıcalığı bir yana ki en büyük şeref budur, sorumluluğunun farkına vararak vahiysiz yaşayanları vahiyle buluşturmak, namazsızları namazla buluşturmak için yeniden kendimizle hesaplaşmalıyız. Hacer’in (as) oğlunun ihtiyacı olan suya yaptığı cehdi, bizler de neslimizin ihtiyacı olan vahiyli yaşam için yapmalıyız… Hacer kararlılığında olan bir Say’ın (cehd’in) sonucu zemzem’e kavuşmak olacaktır. Kardeşliğimizi yeniden gözden geçirmek kararlığı içinde olmamız temennisiyle kutlu doğumların “kutlu doğumlara” vesile olmasını diliyorum.




0 Yorum - Yorum Yaz
Hava Durumu

 
Haber
 

DARBE SENARYOLARI ve ENGELLENEMEYEN PKK TERÖRÜ

ALİ KAÇAR


DEMOKRASİ VE SEÇİMLER

SÜLEYMAN ASLANTAŞ


ABD-İSRAİL İLİŞKİLERİ HER ZAMANKİ GİBİ…

AMERİKANIN SESİNDEN AKTARAN: CELAL SANCAR


MÜŞRİK

ŞAHİN ÖZDAŞ


DEŞİFREDE HER SÖZ, HER BİLGİ, HER KARE ÖNEMLİDİR

NECDET YÜKSEL


GÜLE GÜLE ÜSTADIM

ERDAL BAYRAKTAR


AÇILIM BAŞARISIZLIĞA MAHKÛM(DU)! II

BÜNYAMİN ATEŞ


KURUMLARI ELE GEÇİRME

MAHMUT CELAL ÖZMEN


GAZZE'NİN KAPILARI

Dan EPHRON / Çev: İsmail CEYLAN


RAHMETLE YOLCULUK

HAYRİYE BİCAN


RAMAZAN VE RUH TERBİYESİ

KADİR SEVEN


RAMAZAN AYI ve ÇOCUKLARIMIZ

İDRİS GÖKALP


RAMAZAN ve ORUÇ İKLİMİ

FATİH PALA


HALİFE HZ. ÖMER I

NAZİFE ACISU


SANA LAYIK OLAMADIK EFENDİM

AYTEN CEYLAN


ÇOCUK EĞİTİMİ DUA İLE BAŞLAR

İSA MEMİŞOĞLU


AYET ve HADİSLER IŞIĞINDA BİLİM

KÜBRA CEYLAN


FIKH'IN BABASI EBU HANİFE

LEYLA ÖZCAN


SOSYAL AÇIDAN İNSAN

SÜMEYRA ARSLAN


MÜSLÜMAN KARDEŞLER HAREKETİNİN TÜRKİYEYE ETKİLERİ IV

ABDURRAHMAN BURSEVİ


BASINDAN SEÇMELER

AYSEL ARPACI


İNŞAAT USTASI ve MEZAR

VEYSEL ALTUNTAŞ


KİTAP TANITIMI: FİZİLÂL-İ İMAN

AYŞE MERVE ADANUR


İNCE DOKUNUŞLAR

FATİH PALA


RUKEN

AYDIN IŞIK



 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım