| SABİHA ATEŞ ALPAT / “PEYGAMBER’E KARDEŞ OLMAK” |
|
Bir
yolculuğun düşündürdükleri…
Esasında
tüm insanlık temelde kardeştirler, Âdem babamız ve Havva anamızdan
dolayı. Bir de aynı ana ve babadan olma kardeşler vardır, bilindiği
üzere…
“Şüphesiz
mü’minler birbiri ile kardeştirler;
öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını
düzeltin; Allah’tan sakının ki size acısın.”(Hucurat:10)
Düsturuyla Allah’ın ilahlığını,
Hz .Muhammed (sav)’in önderliğini kabul edenleri de kardeş
ilan etmiştir Allah Azze ve Celle….
Asıl
kardeşliğin bu olduğunu da bizler yine
Kur’an, sünnet ve sahabe hayatından
öğreniyoruz. Mesela Kur’an, Hz. Nuh’un oğlundan
bahseder. Ve küfrü seçen oğlun, Nuh
(as)’un ailesinden olmadığını
beyan eder. Hud suresinde şöyle buyrulmuştur:
“Nuh, Rabbine seslenerek dedi ki; "Ey Rabbim, oğlum ailemin
bir bireyi idi, senin vaadin de gerçektir ve sen kesinlikle hüküm
verenlerin en yerinde hüküm verenisin. Allah dedi ki; "Ey Nuh,
o oğlun senin ailenden değildi. Çünkü
o kötü işler yaptı. İçyüzünü
bilmediğin bir şeyi yapmamı benden isteme. Sana cahillerden olmamanı
öğütlerim. "(Hud:45–46).
Uhud savaşında bu konuyla ilgili olarak yaşanmış
birçok ibretlik olay vardır…
Aynı
savaşta Musab bin Umeyr'in (r.a) öz kardeşi Ebu Aziz bin Umeyr esir
düşer. Ensar’dan bir sahabenin onu bağladığını gördüğünde
Musab bin Umeyr, onu bağlayan sahabeye, "Onu sıkıca bağla,
çünkü annesi çok zengindir. Bu yüzden sana oldukça fazla miktarda
fidye verir" der. Bunun üzerine kardeşi Ebu Aziz, "Kardeşim
olmana rağmen nasıl böyle konuşursun" diye söylenir. Musab
ise, "Şimdi sen benim kardeşim değilsin. Benim kardeşim, seni
şu anda bağlayan kimsedir" diye cevap verir… Elbetteki bu örnekleri
çoğaltmak mümkündür… İşte tam da bu bağlamda bizlerde sahabelerin
ve Peygamberimizin (sav) kardeşleriyiz. Muhakkak ki kardeş olmak ispat
ister, bedel ister, sorumluluk ister… Ayrıca yine Kur’an-ı Kerim
Yusuf (as) Peygamberin kardeşlerinden bahseder. Yusuf Peygamberi kuyuya
bırakmış ve babalarına yalan söyleyerek “Kurt kaptı” demişlerdi…
Esasında bu kardeşler küfrü tercih eden kardeşler değildiler.
Ahlâki zafiyetlerinin kurbanı olarak Yusuf (as)’u kuyuya bırakmışlardı,
koruyup kollamaları gerekirken… Yine Kur’an-ı Kerim Musa (as)’nın
kardeşinden bahseder. O’nun yolundaki mücadelede yardımcısı olan
kardeşten.. Kavmini, kardeşi Harun’a (as) bırakıp, vahiy için
Tur Dağına gitmişti. Döndüğünde kavmini başka ilahlar edinmiş
olarak görünce, Harun (as)’un saçını tutmuş ve hesap sormuştu.
Bu konuyu ayet şöyle anlatır: “Beni arkamdan, ne kötü
temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız,
öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı
ve kardeşini başından tutup kendisine doğru
çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı
(hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni
öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları
sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte
kılma (sayma)" dedi. (Araf Suresi,150)…”Beni arkamdan
ne kötü temsil ettiniz!”…
O’nun
yaşadığı topraklarda olmanın sevinci bir yana, O’na kardeş
olmanın ayrıcalığı ile birlikte, ağır sorumluluğunu da omuzlarınızda
hissediyorsunuz. “Biz” diyorsunuz kendi kendinize nasıl bir kardeşiz?
Hz. Yusuf’un (as) kardeşleri gibi, hangi dipsiz kuyulara terk ettik
kardeşimizi? Sünnetlerini kendi ellerimizle hangi dağlara ve hangi
kurtlara terk ettik? Birileri bize O’nun sünnetlerini hatırlatınca,
kim bilir hangi bahanelerle, mazeret olmayan mazeretlerle “Şey, bu
zamanda olmuyor, konumum gereği yapamıyorum vs.lerle “Kurt yedi”
cevabını veriyoruz… İnsanların “Hacerül Esved” taşını
öpebilmek için ettikleri mücadeleyi görünce, bir yandan içinizde
acı hissediyorsunuz ve normal hayatta rahatlıkla terk edilen sünnetler
geliyor aklınıza, insanların “Hacerül Esved” taşını öpme
sünnetine cehtlerini görünce!
Vahyin
merkezinde, vahye yüreğinizin açılması için dua ediyor ve iz takibine
başlıyorsunuz. Kardeş izi!
Normal hayatta olması gereken bir takiptir bu takip! Ama yine de
kardeşinizin
bastığı yerleri görme arzusudur sizi yollara düşüren… Hıra
Dağı! Okumaya çalışıyorsunuz Hıra Dağını!.. Ama kâinatı
okumayı öğrenememiş olmanız dağı okumanıza engel oluyor… Oradan
Sevr’e yol alıyorsunuz… Sevr’e tırmanırken iki kişinin konuşması
çalıyor kulağınıza. Biri hamile ve dudakları çatlak çatlak olmuş
hararetten. Diğerinin elinde su.
—Bir
yudum su, diyor biri, diğeri hıçkırıklara boğularak şişenin
tamamını uzatıyor ve mırıldanıyor:
—Allah’ım!
Esma olup, O’na erzak taşıyamadım, şu suyu O’na taşımış
gibi kabul etmez misin? Ne olur bıraktığı yerden davasını taşımak
için bize güç ver!
Oradan
Arafat’a yol alıyorsunuz. Dağlar ve taşlarda hâlâ veda hutbesinin
yankı sesleri var gibi.
Mü'minler!
“Size
iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı
sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu
emanetler, Allah'ın kitabı Kur'an ve O'nun Peygamberinin
sünnetidir.”(Veda
hutbesi) Emanetlerime sahip çıkın diyor… Sonra Musa Peygamber’in
(as), Harun peygamber’e(as) emanet edip tur dağına, Rabbinden emirler
almaya gittiği geliyor aklınıza. Ve hemen putlara tapan İsrail oğulları!
Sonra görünen ve görünmeyen putlara saplanan insanlık! Peygamber
izine uymayan “iz”lerin takibi! Namazsızlar, vahiysiz yaşayanlar
canlanıyor gözünüzde. Aman Allah’ım, ya hesap günü başımızı
tutup, ‘kardeşlerim’ dediği bizlere:
-“Neden
sahip çıkmadın emanetlerime ki,
bu insanlık yolunu şaşırdı” Derse? Diye geçiyor aklınızdan.
Siz bu düşüncelerle boğuşurken, imam Musa Peygamberin kıssasını
ağlayarak okuyor kıldırdığı namazda…
Biz
diyorsunuz, biz ahir zaman kardeşleri yeniden vahye dönmek, yeniden
tefekkür, tezekkür, tedebbür etmek durumundayız. Peygambere kardeş
olmanın ayrıcalığı bir yana ki en büyük şeref budur, sorumluluğunun
farkına vararak vahiysiz yaşayanları vahiyle buluşturmak, namazsızları
namazla buluşturmak için yeniden kendimizle hesaplaşmalıyız. Hacer’in
(as) oğlunun ihtiyacı olan suya yaptığı cehdi, bizler de neslimizin
ihtiyacı olan vahiyli yaşam için yapmalıyız… Hacer kararlılığında
olan bir Say’ın (cehd’in) sonucu zemzem’e kavuşmak olacaktır.
Kardeşliğimizi yeniden gözden geçirmek kararlığı içinde olmamız
temennisiyle kutlu doğumların “kutlu doğumlara” vesile olmasını
diliyorum.
0 Yorum - Yorum Yaz
|